ERZİNCAN İLİÇ YAYLAPINAR (HANEGE)

erzincan iliç yaylapınar hanege köyü

AHMET SEZGİNİ KAYBETTİK

68825 Türk Halk Müziği sanatçısı Ahmet Sezgin, İstanbul'da vefat etti.
Bir süredir kolon kanseri tedavisi gören ve Bakırköy'deki evinde 72 yaşında vefat eden Sezgin'in cenazesi, yarın ikindi vakti Ataköy 5. Kısım Camisi'nde kılınacak namazın ardından toprağa verilecek.

İstanbul'da 1936 yılında doğan Sezgin, orta öğreniminden sonra 1954 yılında İstanbul Radyosu Yurttan Sesler Korosu'nu kurmak için açılan sınava girdi. Muzaffer Sarısözen, Mesut Cemil, Münir Nurettin Selçuk, Behçet Kemal Çağlar ve Halil Bedii Yönetken gibi önemli isimlerden oluşan jüri karşısına çıkan Sezgin, 935 kişi arasında birinci oldu.

Daha sonra radyoda nota solfej derslerine başlayan ve opera sanatçısı Aydın Gün'den diyafram dersleri alan Sezgin, 4 türküden oluşan 15 dakikalık radyo programlarına başladı.

Sezgin, hocası Muzaffer Sarısözen'in önerisiyle 1957-1963 yılları arasında Ankara Radyosu'nda canlı yayınlara katıldı.

Çoğunlukla kendi derlediği türkülerden ve yurttan sesler repertuvarından türkü ve uzun havalar okuyan Sezgin, 1960 yılında ilk plağı olan ve kendi derlediği “Gele gele geldim bu kara taşa” uzun havasını okudu.

1963 yılında İstanbul sahnelerinde çalışmaya başlayan Ahmet Sezgin'in bundan sonraki yaşamı sahne çalışmaları, plaklar, Anadolu turneleri, yurt içi ve yurt dışı konserleri ile devam etti. 400'ün üzerinde kaset ve plak çalışması bulunan Sezgin'e, Yücel Paşmakçı, Hamdi Özbay, Tuncer İnan, Mehmet Erenler, Musa Eroğlu, Arif Sağ, Nida Tüfekçi ve Zafer Gündoğdu gibi saz sanatçıları eşlik etti. Orhan Gencebay'ın da kendisine 5 yıl sazıyla eşlik ettiği sanatçı, Gencebay'ın bestelerini plak yaparak konserlerinde okudu.

Türkiye'de 1964 yılında ilk arabesk şarkıyı, Suat Sayın'ın “Sevmek günah mı?” adlı eserini okuyan Sezgin, yine aynı yıl “Deryada bir salım yok” adlı Gencebay parçasına ilk playbacki yaptı.

Folklor ekibiyle sahne çalışmaları yapan “ilk sanatçı” olan ve bir dönem tiyatro müzikleri de hazırlayan Sezgin, Filiz Akın ile “Mirasyedi” ve Sezer Güvenirgil ile “Aşk yarası derindir” isimli 2 filmde rol aldı.
Çeşitli kurum ve kuruluşlarda 100'ün üzerinde ödülü ve altın plakları bulunan Ahmet Sezgin, derlediği 100'den fazla türkünün çoğunu TRT repertuvarına kazandırdı.

Sanatçının derlemesini yaparak TRT repertuvarına kazandırdığı bu türküler arasında, “Hastayım ben gelemem”, “Geldi düğün kınası”, “Küp içinde ayranım”, “Yeşillim”, “Gidin yare haber verin uçan kuşlar”, “Şemsiyemin ucu kara”, “Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır”, “Turnam yükseklerden uçar”, “Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı”, “Gele gele geldim bu kara taşa”, “Avcı vurmuş ceylanı”, “Entarine peş olam”, “Kız pınar başında testi doldurur”, “Asmanın tepesinde kuru üzüm olur mu?”, “Kara duta yaslandım”, “Gümüş telli sazım var” gibi pek çok eser yer aldı.

Bağlamadan başka yaylı ve mızraplı tambur, ud ve piyano çalan Sezgin, evli ve 4 çocuk babasıydı.

Canım Erzincan

            Yine akşam oldu, bası bir kasvet

            Garip gönlüm; havasına, suyuna hasret

            Yeşil, beyazınla herkesi mest et

            Burnumda tütersin, Canım Erzincan.

            Ne güzellikler var, Çağlayan’ında

            Ekşisu’da, Beytahtı’nda konaklıyanda

            En güzel balık Mercan Çayı’nda

            Burnumda tütersin, Canım Erzincan.

                Kemaliye, Kemah, gerçek birer cennet

            Dumanlı Dağı’ndan dünyayı seyret

            Gurbette olanlar hep sana hasret

            Burnumda tütersin, Canım Erzincan.

            Her tarafı tarihtir, tarih kokuyor

            Tercan’ında Mamahatun yatıyor

            Kahraman gençleri nöbet tutuyor

            Burnumda tütersin, Canım Erzincan.

            Davut Sulari’nin sazı elinde

            Türküleri, Türkiye’nin dilinde

            Fatih kazandı zaferi, Otlukbeli’nde

            Burnumda tütersin, Canım Erzincan.

            Üzümün meşhurdur Cimin bağında

            Erimez karın, Kazankaya dağında

            Dünyanın tadı var, peynirinde, yağında

            Burnumda tütersin, Canım Erzincan

Bugün On Üç Şubat Bayram Günüdür

Yıllar önce düşman, yurttan atılmış,

Sevin Erzincan’ım, düğündür bugün!

Yüreklere ap-ak sevinç katılmış,

Sevin Erzincan’ım, düğün günüdür!

Bugün On Üç Şubat, bayram günüdür.

Yürekler bilenmiş bir kış gününe...

Halit Paşa, düşmüş asker önüne.

Rus’u, Ermeni’yi katmış önüne,

Sevin Erzincan’ım, düğün günüdür!

Bugün On Üç Şubat, bayram günüdür.

Halit Paşa, bayrak olmuş en önde...

Hiddetlenmiş, coşmuş, taşmış bugün de

Asker, yiğit, Erzincanlı düğünde,

Sevin Erzincan’ım, düğün günüdür!

Bugün On Üç Şubat, bayram günüdür.

Gözler ışık, yanıyor bugün,

Hemşehrim o günü anıyor bugün.

Yiğit Halit’leri tanıyor, bugün,

Sevin Erzincan’ım, düğün günüdür!

Bugün On Üç Şubat, bayram günüdür.

Aradan şu kadar seneler geçmiş...

Dedeler, amcalar, nineler geçmiş.

Ecdadım, bu güzel ovayı seçmiş,

Sevin Erzincan’ım, düğün günüdür!

Bugün On Üç Şubat, bayram günüdür.

Dört yanını siper etmiş dağların,

Coşkun sular, yeşil yeşil bağların.

Gerilerde kalmış acı çağların.

Sevin Erzincan’ım, düğün günüdür!

Bugün On Üç Şubat, bayram günüdür.

Bugün On Üç Şubat, dostlar gülelim!

Bu günü bir bayram günü bilelim!

Ecdadın ruhuna dua edelim!

Sevin Erzincan’ım, düğün günüdür!

Bugün On Üç Şubat, bayram günüdür

ERZİNCANIM

Ayrıyım, dertliyim gurbet ilinde,

Erzincan, bir hasret oldu dilimde

Bir hasret, bir ateş yanar gönlümde,

Gönlümde tutuşan bir odsun canım,

Erzincan, Erzincan, ah... Erzincan’ım!..

Kazankaya, burcu burcu kokuyor.

Şelale çağlıyor, zikir dokuyor...

Ayrı kalmak yüreğimi yakıyor,

Gönlümde tutuşan bir odsun canım,

Erzincan, Erzincan, ah... Erzincan’ım!..

Ilgıt ılgıt eser tatlı rüzgârın.

Dört yanında, sıra sıra dağların...

Yeşil yeşil, canlanıyor bağların,

Gönlümde tutuşan bir odsun canım,

Erzincan, Erzincan, ah... Erzincan’ım!..

Yüce tepesiyle sarar insanı,

Munzur Dağı, sonsuzluğun mekânı...

Ekşisu, Beytahtı, güzel dört yanı,

Gönlümde tutuşan bir odsun canım,

Erzincan, Erzincan, ah... Erzincan’ım!..

Terzi Baba, öte dünya kapısı,

Mezar taşlarıyla, derviş kokusu...

Pir-i Sami, Paşa Dede... Hepisi...

Gönlümde tutuşan bir odsun canım,

Erzincan, Erzincan, ah... Erzincan’ım!..

Salih Baba, aşkla yazmış divanı,

Tasavvuf kokusu kaplar her yanı,

Manevî bir alem sarar insanı,

Gönlümde tutuşan bir odsun canım,

Erzincan, Erzincan, ah... Erzincan’ım!..

Salihoğlu der ki yetmez bu sözler!

Erzincan gönlümden hiçbir an gitmez!

Onu anlatmaya satırlar yetmez;

Gönlümde tutuşan bir odsun canım,

Erzincan, Erzincan, ah... Erzincan’ım

Gül Erzincan

Cadırlar kurulmuş taşa
Dizilmişler hep baş başa
Apartman ören yerleri
Görenlerin aklı şaşa
İl Erzincan, gül Erzincan
Bir defa da gül Erzincan

Binaların harap olmuş,
Halkın camilere dolmuş
Komşu ülkeden gelenler
Yerde ceset arar olmuş
İl Erzincan, gül Erzincan
Bir defa da gül Erzincan

Duyanlar hep “Vah!..” ediyor,
Cesetler salda gidiyor,
Kader sana ne diyeyim
Yürekler koptu gidiyor
İl Erzincan, gül Erzincan
Bir defa da gül Erzincan

Maden suyun aka durur
Kuruterek baka durur
El ekmeği yenmez her gün
Sana kimler baka durur
İl Erzincan, gül Erzincan
Bir defa da gül Erzincan

Bakırın hep ün getirir
Koyunların yün getirir
Çıplak ayak, aç karınlar
Er şanına ar getirir
İl Erzincan, gül Erzincan
Bir defa da gül Erzincan

Bu ne büyük bir afetmiş
Bu kanunu kimler yapmış
Allah’tan gelen afete
Bilmem ki kimler sebepmiş
İl Erzincan, gül Erzincan
Bir defa da gül Erzincan

Sen Erzincan ben Erzincan
İyi haber sal Erzincan
Kaldım yetim beş yavruyla
Allah’ından bul Erzincan
İl Erzincan, gül Erzincan
Bir defa da gül Erzincan

Hey Erzincan, vay Erzincan!
Çığlığımı duy Erzincan
Bütün yaptığından sonra
Senin kafan kel Erzincan…
İl Erzincan, gül Erzincan
Bir defa da gül Erzincan